10. sınıf Almanca 8. ünite konusu Einkaufen (alışveriş), mağazada kendinizi anlatmayı ve hafta sonunuzu planlamayı öğretir. Bu konu anlatımında mağaza adlarını, giysileri tekil ve çoğul hâlleriyle, gemustert, gestreift, kariert sözcüklerini, tragen ve anhaben fiillerini, belirli artikelin Akkusativ hâlini, edatları, fiyat söylemeyi, dürfen fiilini ve man sözcüğünü örneklerle işliyoruz. Sonda örnek bir metin, iki diyalog ve cevaplı alıştırmalar var. Okulunuzdaki konu sırası farklı olabilir; bu yüzden kendi ders notlarınızla birlikte kullanın.
Kısaca
- Yön ve yer farklı söylenir: Ich gehe in den Supermarkt. (nereye) Ich bin im Supermarkt. (nerede)
- Giysi: Ich trage einen Pullover. ya da Ich habe einen Pullover an.
- Akkusativ’de yalnız eril değişir: der → den: Ich nehme den Rock.
- İzin için dürfen: Darf ich die Jacke anprobieren?
- Genel konuşmak için man: Hier kann man Schuhe kaufen.
Kelimeleri oyunla tekrar edin
Bu ünitedeki kelimeleri uygulamamızda kartlarla ve testlerle çalışabilirsiniz.
10. Sınıf Almanca Mağaza Adları
“Alışveriş yapmak” Almancada einkaufen fiiliyle söylenir. Bu fiil ayrılabilir: Ich kaufe ein. “Alışverişe gidiyorum” demek için Ich gehe einkaufen. denir. Mağazaların çoğunu artikel ve çoğul biçimiyle öğrenmek işinizi kolaylaştırır. Artikeller renklidir: der (eril), die (dişil), das (nötr).
| Tekil | Çoğul | Türkçe |
|---|---|---|
| das Geschäft | die Geschäfte | mağaza, dükkân |
| der Supermarkt | die Supermärkte | süpermarket |
| der Markt | die Märkte | pazar |
| das Kaufhaus | die Kaufhäuser | büyük mağaza |
| das Einkaufszentrum | die Einkaufszentren | alışveriş merkezi |
| das Bekleidungsgeschäft | die Bekleidungsgeschäfte | giyim mağazası |
| das Schuhgeschäft | die Schuhgeschäfte | ayakkabı mağazası |
| die Bäckerei | die Bäckereien | fırın |
| die Metzgerei | die Metzgereien | kasap |
| die Apotheke | die Apotheken | eczane |
| die Buchhandlung | die Buchhandlungen | kitapçı |
| der Blumenladen | die Blumenläden | çiçekçi |
| Almanca | Türkçe |
|---|---|
| Wo kauft man Brot? | Ekmek nereden alınır? |
| In der Bäckerei. | Fırından. |
| Wo ist hier eine Apotheke? | Burada eczane nerede? |
| Das Geschäft ist von neun bis achtzehn Uhr offen. | Mağaza saat dokuzdan on sekize kadar açık. |
| Am Sonntag sind die Geschäfte in Deutschland meistens geschlossen. | Almanya’da mağazalar pazar günü çoğunlukla kapalıdır. |
10. Sınıf Almanca Edatlar: Mağazaya Gitme
Bu ünitede edatlar en çok “nereye gidiyorsun?” (Wohin?) ve “neredesin?” (Wo?) sorularını cevaplarken gerekir. in edatı yöne göre değişir: gidiş varsa arkasından Akkusativ, bulunma varsa Dativ gelir. Pazar için in değil auf kullanılır. Tablodaki kalıpları bütün olarak ezberlemek en kolay yoldur.
| Mağaza | Wohin? (nereye) | Wo? (nerede) | Türkçe |
|---|---|---|---|
| der Supermarkt | in den Supermarkt | im Supermarkt | süpermarket |
| der Markt | auf den Markt | auf dem Markt | pazar |
| das Kaufhaus | ins Kaufhaus | im Kaufhaus | büyük mağaza |
| die Bäckerei | in die Bäckerei | in der Bäckerei | fırın |
| die Apotheke | in die Apotheke | in der Apotheke | eczane |
wohin sorusunun ayrıntısı için Almanca wohin konu anlatımı, bütün edatlar için Almanca edatlar yazımıza bakabilirsiniz.
Almanca zu, für, mit ve ohne edatları
Alışveriş konuşmalarında dört edat daha sık geçer. zu ve mit kendinden sonra Dativ, für ve ohne Akkusativ ister. zu kısaltılır: zu + dem = zum, zu + der = zur.
| Almanca | Türkçe |
|---|---|
| Ich gehe zum Supermarkt. | Süpermarkete gidiyorum. |
| Wir gehen zur Apotheke. | Eczaneye gidiyoruz. |
| Ich gehe mit meiner Schwester einkaufen. | Kız kardeşimle alışverişe gidiyorum. |
| Das Geschenk ist für meinen Bruder. | Hediye erkek kardeşim için. |
| Ich suche ein Buch für meine Mutter. | Annem için bir kitap arıyorum. |
| Ich gehe nie ohne meine Tasche einkaufen. | Çantam olmadan asla alışverişe gitmem. |
10. Sınıf Almanca Giysiler
Giysi die Kleidung demektir ve tekil kullanılır. Tek tek giysileri ise artikeli ve çoğuluyla öğrenmek gerekir, çünkü çoğul yapmanın tek bir kuralı yoktur. Daha uzun liste için Almanca kıyafetler, hazır cümleler için Almanca kıyafet tanıtma cümleleri yazılarımıza bakabilirsiniz.

| Tekil | Çoğul | Türkçe |
|---|---|---|
| der Pullover | die Pullover | kazak |
| das T-Shirt | die T-Shirts | tişört |
| das Hemd | die Hemden | gömlek |
| die Bluse | die Blusen | bluz |
| die Hose | die Hosen | pantolon |
| die Jeans | die Jeans | kot pantolon |
| der Rock | die Röcke | etek |
| das Kleid | die Kleider | elbise |
| die Jacke | die Jacken | ceket, mont |
| der Mantel | die Mäntel | kaban, palto |
| der Schuh | die Schuhe | ayakkabı |
| der Stiefel | die Stiefel | bot, çizme |
| die Socke | die Socken | çorap |
| der Schal | die Schals | atkı |
| die Mütze | die Mützen | bere |
| der Hut | die Hüte | şapka |
10. Sınıf Almanca Desenler: gemustert, gestreift, kariert
Giysiyi anlatmak için renk tek başına yetmez; deseni de söylemek gerekir. sein fiiliyle kurulan cümlede bu sözcükler ek almaz: Das Hemd ist gestreift. Renkler için Almanca renkler yazımıza bakabilirsiniz.

| Almanca | Türkçe |
|---|---|
| gestreift | çizgili |
| kariert | kareli, ekoseli |
| gemustert | desenli |
| einfarbig | düz, tek renk |
| Das T-Shirt ist gestreift. | Tişört çizgili. |
| Mein Rock ist kariert. | Eteğim kareli. |
| Die Bluse ist gemustert. | Bluz desenli. |
| Die Hose ist einfarbig und dunkelblau. | Pantolon düz ve lacivert. |
Bu sözcükler ismin önüne geçerse ek alır. Sıfat çekimi sonraki konularda ayrıntılı işlenir; şimdilik şu üç örneği kalıp olarak bilmek yeter: ein gestreifter Pullover, eine karierte Bluse, ein gemustertes Kleid.
10. Sınıf Almanca tragen ve anhaben
İki fiil de “giymek” diye çevrilir. tragen düzensizdir: du ve er/sie/es biçimlerinde a harfi ä olur. anhaben ise ayrılabilen bir fiildir: haben gibi çekilir ve an cümlenin sonuna gider. Bu fiillerden sonra gelen giysi Akkusativ olur.
| Şahıs | tragen | anhaben |
|---|---|---|
| ich | trage | habe … an |
| du | trägst | hast … an |
| er / sie / es | trägt | hat … an |
| wir | tragen | haben … an |
| ihr | tragt | habt … an |
| sie / Sie | tragen | haben … an |
Almanca tragen ve anhaben farkı
Giysilerde bu iki fiil çoğu zaman birbirinin yerine kullanılabilir, yani aralarında kesin bir sınır yoktur. anhaben daha çok günlük konuşmada ve o anda üzerinizde olan giysi için tercih edilir. tragen daha geniştir: alışkanlıkla giyilen şeyler ve gözlük, şapka gibi aksesuarlar için de uygundur. Bu yüzden Er trägt eine Brille. (Gözlük takıyor.) denir, gözlükle anhaben kullanılmaz.
| Almanca | Türkçe |
|---|---|
| Was trägst du heute? | Bugün ne giyiyorsun? |
| Ich trage eine Jeans und einen Pullover. | Bir kot pantolon ve bir kazak giyiyorum. |
| Was hast du heute an? | Bugün üzerinde ne var? |
| Ich habe ein Kleid an. | Üzerimde bir elbise var. |
| Sie hat einen Mantel an. | Üzerinde bir kaban var. |
| Im Winter trage ich oft eine Mütze. | Kışın sık sık bere takarım. |
| Mein Lehrer trägt immer ein Hemd. | Öğretmenim her zaman gömlek giyer. |
10. Sınıf Almanca Belirli Artikel: Akkusativ
Belirsiz artikelin Akkusativ hâlini 9. sınıf 3. ünitede görmüştük (einen Bruder). Belirli artikelde de aynı mantık geçerlidir: yalnız eril artikel değişir, der sözcüğü den olur. Dişil, nötr ve çoğul artikeller aynı kalır. Mağazada neyi aldığınızı, denediğinizi ya da beğendiğinizi söylerken bu kurala ihtiyacınız olur.

| Durum | der (eril) | die (dişil) | das (nötr) |
|---|---|---|---|
| Nominativ | der Rock | die Hose | das Hemd |
| Akkusativ | den Rock | die Hose | das Hemd |
Çoğulda hem Nominativ hem Akkusativ die olur: Die Schuhe sind schön. Ich nehme die Schuhe. Akkusativ’i şu fiillerden sonra çok sık kullanırsınız: kaufen (satın almak), nehmen (almak), suchen (aramak), brauchen (ihtiyacı olmak), finden (bulmak, düşünmek), anprobieren (denemek). nehmen düzensizdir: du nimmst, er nimmt. Konunun tamamı için Almanca Akkusativ yazımıza bakabilirsiniz.
Almanca Akkusativ örnekleri: mağazada
| Almanca | Türkçe |
|---|---|
| Der Pullover ist schön. Ich kaufe den Pullover. | Kazak güzel. Kazağı alıyorum. |
| Ich nehme den Mantel. | Kabanı alıyorum. |
| Wie findest du den Rock? | Eteği nasıl buluyorsun? |
| Ich probiere den Schal an. | Atkıyı deniyorum. |
| Ich suche die Jacke. | Ceketi arıyorum. |
| Ich finde das Kleid schön. | Elbiseyi güzel buluyorum. |
| Er kauft die Schuhe. | O ayakkabıları alıyor. |
10. Sınıf Almanca Fiyat ve Miktar: Mağazada
Fiyat sorusunu 5. ünitede görmüştük: tekil için Wie viel kostet …?, çoğul için Wie viel kosten …? denir. Giysilerin fiyatı çoğunlukla daha yüksektir, bu yüzden büyük sayıları da bilmek gerekir. 100’den sonraki sayılarda sıra aynen korunur: hundert başa gelir, son iki basamak yine birler önce olacak şekilde okunur. Sayıların tamamı için Almanca sayılar, daha çok kalıp için Almanca fiyat sorma yazılarımıza bakabilirsiniz.
| Fiyat | Almanca okunuşu |
|---|---|
| 19,90 € | neunzehn Euro neunzig |
| 35,00 € | fünfunddreißig Euro |
| 49,50 € | neunundvierzig Euro fünfzig |
| 100,00 € | hundert Euro |
| 129,00 € | hundertneunundzwanzig Euro |
| 250,00 € | zweihundertfünfzig Euro |
Almanca mağazada kalıplar
Bir giyim mağazasında konuşma çoğunlukla aşağıdaki sırayla ilerler. Ayakkabı ve çorap gibi çift giyilen şeylerde miktar için das Paar kullanılır ve sayıdan sonra ek almaz: ein Paar Schuhe (bir çift ayakkabı), zwei Paar Socken (iki çift çorap). Uzun alışveriş konuşmaları için Almanca alışveriş diyalogları yazımıza bakabilirsiniz.
| Almanca | Türkçe |
|---|---|
| Kann ich Ihnen helfen? | Size yardım edebilir miyim? |
| Ich suche eine Jacke. | Bir ceket arıyorum. |
| Welche Größe haben Sie? | Bedeniniz kaç? |
| Ich habe Größe 38. | Bedenim 38. |
| Haben Sie die Hose auch in Blau? | Pantolonun mavisi de var mı? |
| Die Hose ist zu groß. | Pantolon çok büyük. |
| Das ist zu teuer. | Bu çok pahalı. |
| Die Schuhe sind billig. | Ayakkabılar ucuz. |
| Wo ist die Kasse? | Kasa nerede? |
| Zahlen Sie bar oder mit Karte? | Nakit mi, kartla mı ödüyorsunuz? |
10. Sınıf Almanca dürfen Fiili
dürfen “izni olmak, -ebilmek” demektir ve modal bir fiildir. Tekil şahıslarda ü harfi a olur. Ana fiil mastar hâliyle sona gider. können yeteneği, dürfen ise izni anlatır: Ich kann schwimmen. (Yüzmeyi biliyorum.) Hier darf man nicht schwimmen. (Burada yüzmek yasak.) Daha çok örnek için Almanca dürfen ile ilgili cümleler yazımıza bakabilirsiniz.
| Şahıs | dürfen | Örnek | Türkçe |
|---|---|---|---|
| ich | darf | Darf ich fragen? | Sorabilir miyim? |
| du | darfst | Du darfst heute kommen. | Bugün gelebilirsin. |
| er / sie / es | darf | Er darf ins Kino gehen. | Sinemaya gitmesine izin var. |
| wir | dürfen | Wir dürfen hier warten. | Burada bekleyebiliriz. |
| ihr | dürft | Dürft ihr mitkommen? | Sizin gelmenize izin var mı? |
| sie / Sie | dürfen | Sie dürfen hier nicht essen. | Burada yemek yiyemezsiniz. |
Almanca izin isteme: Darf ich …?
| Almanca | Türkçe |
|---|---|
| Darf ich die Jacke anprobieren? | Ceketi deneyebilir miyim? |
| Darf ich hier fotografieren? | Burada fotoğraf çekebilir miyim? |
| Ja, natürlich. | Evet, tabii. |
| Nein, das darf man hier nicht. | Hayır, burada buna izin yok. |
| Mein Bruder darf am Abend nicht lange fernsehen. | Erkek kardeşim akşam uzun süre televizyon izleyemez. |
10. Sınıf Almanca man Kullanımı
man belirli bir kişiyi değil, genel olarak “insan, herkes” anlamını verir. Türkçede bunu çoğunlukla edilgen fiille karşılarız: “Burada ayakkabı satılır, buradan ayakkabı alınır.” Fiil her zaman er/sie/es gibi çekilir. Yazılışına dikkat edin: küçük harfle ve tek n ile man yazılır. der Mann ise “adam” demektir. Ayrıntılar için Almanca man kullanımı yazımıza bakabilirsiniz.
| Almanca | Türkçe |
|---|---|
| Wo kauft man Schuhe? | Ayakkabı nereden alınır? |
| Im Kaufhaus kann man Kleidung kaufen. | Büyük mağazadan giysi alınabilir. |
| Hier darf man nicht essen. | Burada yemek yemek yasak. |
| Wie sagt man das auf Deutsch? | Bu Almanca nasıl söylenir? |
| In der Schule lernt man viel. | Okulda çok şey öğrenilir. |
| In Deutschland spricht man Deutsch. | Almanya’da Almanca konuşulur. |
10. Sınıf Almanca Hafta Sonu Planı
Hafta sonu das Wochenende demektir ve “hafta sonunda” için am Wochenende kullanılır. Planlarınızı anlatırken bu ünitedeki kalıplara wollen, können ve müssen fiillerini de ekleyebilirsiniz. Birine öneride bulunmak için Wollen wir …? ya da Gehen wir …? kalıbı kullanılır.
| Almanca | Türkçe |
|---|---|
| Was machst du am Wochenende? | Hafta sonu ne yapıyorsun? |
| Am Samstag gehe ich einkaufen. | Cumartesi alışverişe gidiyorum. |
| Am Sonntag besuche ich meine Oma. | Pazar günü babaannemi ziyaret ediyorum. |
| Hast du am Samstag Zeit? | Cumartesi vaktin var mı? |
| Wollen wir ins Kino gehen? | Sinemaya gidelim mi? |
| Gehen wir zusammen einkaufen? | Birlikte alışverişe gidelim mi? |
| Gute Idee! | İyi fikir! |
| Am Samstag kann ich nicht. Ich muss lernen. | Cumartesi olmaz. Ders çalışmam gerekiyor. |
Almanca hafta sonu metni: Mein Wochenende
Metin
Am Samstag habe ich keine Schule. Ich gehe mit meiner Freundin Ayla ins Einkaufszentrum. Ich brauche eine Jacke und Ayla sucht ein Kleid.
Im Bekleidungsgeschäft probiere ich zwei Jacken an. Die erste Jacke ist gestreift, aber sie ist zu teuer. Die zweite Jacke ist einfarbig und sie kostet nur neununddreißig Euro. Ich nehme die Jacke. Ayla findet ein Kleid. Es ist gemustert und sehr schön.
Im Geschäft darf man nicht essen, aber im Einkaufszentrum gibt es ein Café. Dort kann man Eis essen. Am Sonntag trage ich die Jacke und ich besuche meine Großeltern. Das ist ein schönes Wochenende!
Türkçe çevirisi
Cumartesi okulum yok. Arkadaşım Ayla ile alışveriş merkezine gidiyorum. Benim bir cekete ihtiyacım var, Ayla da bir elbise arıyor.
Giyim mağazasında iki ceket deniyorum. Birinci ceket çizgili ama çok pahalı. İkinci ceket düz ve yalnızca otuz dokuz euro. Ceketi alıyorum. Ayla bir elbise buluyor. Desenli ve çok güzel.
Mağazada yemek yemek yasak ama alışveriş merkezinde bir kafe var. Orada dondurma yenebilir. Pazar günü ceketi giyiyorum ve büyükanne ile büyükbabamı ziyaret ediyorum. Bu güzel bir hafta sonu!
Kendi metninizi yazarken
- Günleri sırayla yazın: Am Samstag … Am Sonntag …
- Nereye gittiğinizi söyleyin: Ich gehe ins Kaufhaus / in den Supermarkt.
- Ne aldığınızı Akkusativ ile yazın: Ich kaufe den Pullover.
- Giysiyi ve fiyatı anlatın: Die Jacke ist kariert. Sie kostet … Euro.
10. Sınıf Almanca Mağaza ve Hafta Sonu Diyalogları
Almanca kısa diyalog: giyim mağazasında
Giyim mağazasında
Verkäufer: Guten Tag! Kann ich Ihnen helfen?İyi günler! Size yardım edebilir miyim?
Zeynep: Ja, bitte. Ich suche einen Pullover.Evet, lütfen. Bir kazak arıyorum.
Verkäufer: Welche Größe haben Sie?Bedeniniz kaç?
Zeynep: Größe 38. Wie viel kostet der Pullover hier?38 beden. Buradaki kazak ne kadar?
Verkäufer: Der gestreifte Pullover? Neunundzwanzig Euro neunzig.Çizgili kazak mı? Yirmi dokuz euro doksan.
Zeynep: Darf ich den Pullover anprobieren?Kazağı deneyebilir miyim?
Verkäufer: Ja, natürlich. Die Umkleidekabine ist dort.Evet, tabii. Deneme kabini orada.
Zeynep: Er passt gut. Ich nehme den Pullover.Tam oldu. Kazağı alıyorum.
Verkäufer: Zahlen Sie bar oder mit Karte?Nakit mi, kartla mı ödüyorsunuz?
Zeynep: Mit Karte, bitte.Kartla, lütfen.
Almanca kısa diyalog: hafta sonu planı
Telefonda
Leon: Hallo Ayşe! Was machst du am Wochenende?Selam Ayşe! Hafta sonu ne yapıyorsun?
Ayşe: Am Samstag gehe ich einkaufen. Ich brauche Schuhe. Kommst du mit?Cumartesi alışverişe gidiyorum. Ayakkabıya ihtiyacım var. Sen de gelir misin?
Leon: Am Samstag kann ich nicht. Ich muss meine Oma besuchen. Aber am Sonntag habe ich Zeit.Cumartesi olmaz. Babaannemi ziyaret etmem gerekiyor. Ama pazar günü vaktim var.
Ayşe: Am Sonntag sind die Geschäfte hier geschlossen.Burada pazar günü mağazalar kapalı.
Leon: Ach ja! Dann gehen wir ins Kino.Ha, doğru! O zaman sinemaya gidelim.
Ayşe: Gute Idee! Darf man im Kino Popcorn essen?İyi fikir! Sinemada patlamış mısır yenebiliyor mu?
Leon: Ja, das darf man. Der Film beginnt um vier Uhr.Evet, yenebiliyor. Film saat dörtte başlıyor.
Ayşe: Super! Bis Sonntag!Harika! Pazar görüşürüz!
Almanca sık yapılan hatalar
Ich kaufe der Pullover.→ Ich kaufe den Pullover. (eril Akkusativ)Ich nehme den Jacke.→ Ich nehme die Jacke. (Jacke dişildir)Sie anhat ein Kleid.→ Sie hat ein Kleid an.Du tragst einen Rock.→ Du trägst einen Rock.Hier dürft man nicht essen.→ Hier darf man nicht essen.Mann kann hier Schuhe kaufen.→ Man kann hier Schuhe kaufen.Ich gehe in Supermarkt.→ Ich gehe in den Supermarkt.zwei Paare Socken→ zwei Paar Socken
Alıştırmalar
1den, die ya da das yazın
- Ich kaufe ___ Rock. (der)
- Ich nehme ___ Hose. (die)
- Wie findest du ___ Hemd? (das)
- Er sucht ___ Mantel. (der)
- Wir brauchen ___ Schuhe. (çoğul)
Cevapları göster
- den
- die
- das
- den
- die
2dürfen fiilini çekin
- ___ ich hier fotografieren?
- Du ___ heute ins Kino gehen.
- Hier ___ man nicht essen.
- Wir ___ hier warten.
Cevapları göster
- Darf
- darfst
- darf
- dürfen
3Cümleyi tamamlayın
- Ich gehe ___ Supermarkt. (Wohin?)
- Ich bin ___ Kaufhaus. (Wo?)
- Sie ___ einen Rock ___. (anhaben)
- Er ___ eine Brille. (tragen)
Cevapları göster
- in den
- im
- hat … an
- trägt
4Almancaya çevirin
- Bu pantolon ne kadar?
- Ceketi deneyebilir miyim?
- Etek kareli.
- Hafta sonu ne yapıyorsun?
Cevapları göster
- Wie viel kostet die Hose?
- Darf ich die Jacke anprobieren?
- Der Rock ist kariert.
- Was machst du am Wochenende?
Bu kelimeleri test edin
Giysi ve alışveriş kelimelerini uygulamamızdaki testlerle pekiştirebilirsiniz.
Sık sorulan sorular
10. sınıf Almanca 8. ünitede neler var?
Bu yazıda mağaza adları, edatlar, giysiler, desenler, tragen ve anhaben, belirli artikel Akkusativ, fiyat ve miktar, dürfen, man ve hafta sonu planı anlatılır. Okulunuzdaki konu sırası farklı olabilir.
Almancada gestreift, kariert ve gemustert ne demek?
Gestreift çizgili, kariert kareli ya da ekoseli, gemustert desenli demektir. Sein ile ek almaz: Das Hemd ist gestreift.
Almancada tragen ile anhaben farkı nedir?
İkisi de giymek diye çevrilir ve giysilerde çoğu zaman birbirinin yerine geçer. Anhaben daha çok o anda üzerinizdeki giysi için kullanılır: Ich habe ein Kleid an. Tragen gözlük ve şapka gibi şeyler için de geçerlidir: Er trägt eine Brille.
Almancada man ne demek?
Man genel olarak “insan, herkes” anlamına gelir ve fiil er/sie/es gibi çekilir: Hier kann man Schuhe kaufen. Der Mann ise “adam” demektir, ikisi karıştırılmamalıdır.
Almancada können ile dürfen farkı nedir?
Können yetenek ya da imkân anlatır: Ich kann schwimmen. Dürfen izin anlatır: Darf ich die Jacke anprobieren? Olumsuzu yasak bildirir: Hier darf man nicht essen.